FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 

KEKEMEKLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Daha önce kekemelik üzerinde yapılan araştırma ve çalışmaların birçok ortak görüşü biraraya getirmiştir. Bu ortak görüşlere kısa kısa değinilmekte yarar var.Kekemelik eski çağlardan beri bilinen ve insanlığı etkileyen bir iletişim problemidir. Her çağda, büyük toplumlarda kekemelik var olagelmiştir. Aristotle, Demosten gibi ünlülerin kekeme olduğunu tarih kitapları yazar. Konuyla ilgilenenler de bunu bilir. Bunlar arasında yakın tarihin ünlülerinden Winston Churehill’i de sayabiliriz. Tarih ilkçağlarından beri bilinen bir özür oluşu, o zamandan beri kekemeliğin niteliği, nedeni, tedavisi çalışmalara konu olmuştur. Yukarda değinilen çok çeşitli yayınların doğması da bundandır.


- Kekemeliğin uygarlıktan etkilenen bir problem olduğu düşünülmektedir. Amerika’daki kızıl derili kabilelerin bazılarında ve ingiliz Ganası yerli kabilelerin bazılarında hiç kekeleyen olmadığı gibi, dillerinde kekemelik karşılığı bir sözcük bulunmadığını gösteren araştırmalar vardır.
Kekemeliğin genel nüfusu ya da okul çağı çocuklarına göre oranını kesin olarak söylemek güçtür. Toplumdan topluma, kültüre ve hayatta aynı toplumun içinde sosyoekonomik düzeye göre bu oran değişebilmektedir. Bizde 760 öğrenciyi kapsayan bir araştırmada oran %2olarak bulunmuştur.


- Kekemelik cinslere göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak erkek çocuklar arasında daha sık görülmektedir. Oran yaşa, çevre koşularına ve yapılan araştırmalara göre değişmektedir. Batılı kaynakları bu oranı 1/10 ile1/4 arasında göstermektedir. Bizde yapılan bir araştırmada oran ½ olarak bulunmuştur. Bir başka kaynak kekemeliğin erkeklerde kızlara göre 4-5 kat fazla olduğunu ileri sürmektedir.
Kekemeliğin erkek çocuklar arasında daha fazla görülmesinin nedeni kesin olarak bilinmektedir. Bu konuda iyi düzenlenmiş araştırmalardan birini yapmış olan Schuell’e göre olasılı neden şu olabilir:


Erkek çocukların fizik, sosyal ve dil gelişim hızı kızlara oranla daha yavaştır. Bu, onları kızlarla eşit olmayan koşullarda yarışmaya ve kıyaslanmaya zorlamakta ve bunun sonucu erkeklerde daha çok engelleme, güvensizlik ve duraksama görülmektedir. Eğer engelleme durumu çok sık olur ve konuşma başkalarındaki ile olumsuz biçiminde kıyaslanırsa ve çocuk bunu farkında olursa konuşma kaygısı gelişebilir. öte yandan kız çocuklarına aile ve toplum içinde her yaşta daha ılımlı davranmaktadır. Yani kızlar erkeklere oranla çocukluk dönemlerini daha ılımlı ve uygun koşular altında geçirmektedirler. Bu bakımdan kekemelik kızlarda daha az görülebilir. Kekemelikte dengenin erkeklerin aleyhine bozukluğu sadece sayıda değildir. Kekemelin derecesi – ağırlığı- erkek çocuklarda kızlara oranla daha fazladır